Liderlik özellikleri sizce doğuştan gelen özellikler midir?
Bu soruya herkes farklı cevaplar verebilir.
Liderlik üzerine konuştuğum kişilerin önemli bir çoğunluğu liderliğin doğuştan geldiğini söylüyor. Bu söylemin haklı olduğunu gösteren kayda değer bir kanıt bulunmamakla birlikte, liderlik özelliklerinin sonradan kazanılabildiğini gösteren pek çok araştırma bulunuyor. Bu araştırmalarda liderlik özelliklerinin %30’unun genetik geçişlerle, %70’inin ise edinilen becerilerle ortaya konulduğu söyleniyor. (R.D. Arvey et al. The Nature of leadership research).
Doğuştan gelen liderlik özellikleri elbette bir avantajdır. Kişiye zaten var olan potansiyelinin üzerine daha fazlasını, daha hızlı bir şekilde koyabilme fırsatı verir. Bunun yanında gerek özel yaşamında gerekse iş yaşamında lider olmak isteyen kişilerin öncelikle liderliği içselleştirmeleri ve kendilerini bu yönde geliştirmeye yönelik adımlar atmaları gerekir. Bu adımlar kişisel çabaların yanında bazen de dışarıdan bir danışmanlık hizmeti alınması ile mümkün olabilir.
Liderlik çok geniş perspektifte ele alınması gereken bir kavram. Dolayısıyla tek bir tanımını yapmak ya da günümüzde sıklıkla yapıldığı gibi lider çeşitleri üretmek bana göre bu kavramı standart hale getirmeye çalışmak olur.
Günümüzde oldukça gündemde ve değer gören bir konu olmasına rağmen, özellikle ülkemizde liderlik halen yeterince anlaşılabilmiş değil. Bunun en belirgin nedenlerinden biri, Türk toplumunun geleneksel yapısı içinde çoğu kişinin kendisini yönlendirecek, harekete geçirecek, motive edecek, hatta koruyup kollayacak birine gereksinim duymasıdır. Bu kişi aile içinde genellikle anne baba, iş yerinde ise yönetici olmaktadır.
Öte yandan liderliğin sadece yönetici konumunda olan kişilere özgü bir özellik olduğunun düşünülmesi de liderlik becerileri kazanmanın önündeki bir engeldir. Oysa hemen herkes yaptığı iş her ne olursa olsun işinde yetkin olabilir, liderlik özellikleri sergileyebilir ve kimsenin motivasyonuna ihtiyaç duymadan çalışma becerileri kazanabilir. Bu noktada lider ve yöneticinin birbirinden çok farklı kavramlar olduğunun da unutulmaması önemlidir.
Lider, organizasyon içinde birlikte çalıştığı kişileri ortak bir karara varmak için dinleyen, farklı fikirlere saygı gösteren, ekip arkadaşlarının başarılarını kendi başarıları gibi görebilen herhangi bir çalışanken, yönetici ise gücünü atandığı görevden alan, kendi başına aldığı kararları, benimsediği bir otoriter yaklaşım ile çalışma arkadaşlarından uygulamalarını bekleyen kişidir. Elbette ki bir lider aynı zamanda da yöneticidir ancak her yönetici ne yazık ki lider değildir.
Çevresinde, iş hayatında, özel ilişkilerinde başarılı birer lider olabilmiş kişilere baktığınızda, bu kişilerin:
- Güven duyulan,
- Özgüveni, enerjisi yüksek,
- Güçlü iletişim becerilerine sahip,
- Farklı fikirlere, farklı bireysel özelliklere ve yine farklı iş yapış biçimlerine saygılı,
- Karşısındakileri içtenlikle dinleyen, önerilerini dikkate alan, insiyatif veren,
- Ortak karar alma yaklaşımını benimseyen,
- En önemlisi de birlikte çalıştığı kişilerin gelişimleri için onlara kendi bilgi ve deneyimlerini aktarmak konusunda istekli kişiler olduklarını görürsünüz.
Bu noktada, gerçek bir liderin her şeyden önce iş arkadaşlarını kendisine asla rakip görmeyen, tam tersi kendisinden daha güçlü liderler yetiştirmek konusunda samimi ve istekli kişiler olduklarına inanırım. Bu liderler, sahip oldukları yetkinliklerle yeni liderler yetiştirerek çalıştıkları organizasyonu ileri taşıdıklarının ve kendilerini de daha çok geliştirdiklerinin farkındadırlar.
Sonuç olarak, güçlü liderlik özellikleri edinmek için emek veren kişiler, bir şirketteki inovasyona, yaratıcılığa, huzurlu çalışma ortamına ve şirket aidiyetine önemli katkılar sağlarlar. Ortaya çıkan iyi ya da kötü bir iş sonucundan herkesin aynı oranda sorumlu olduğunu bilir ve bu bilinçle hareket ederler.
Hepimiz yaptığımız işte ya da hayatımızın rutin işleyişi içinde lider olabiliriz. O halde lider olmak için üst düzey bir yönetici konumuna gelmeyi beklememeliyiz. İçinde bulunduğumuz her ortamda değişime, gelişime katkı sağlamayı, sorumluluk almak konusunda istekli olmayı hedeflemeliyiz.
Prof. Dr. Halil Coşkun


