Nietzche’nin sevdiğim sözlerinden biridir:
“Sabit fikir sahibini hapseder” der.
Başka insanlardan fikir ve danışmanlık almaktan kaçınan, bir fikri dinlerken bile sıkı sıkı kendi fikrine tutunan insanlarla mutlaka karşılaşmışsınızdır. Muhtemelen de bu insanların belirli kalıpların ve kendi doğrularının dışına çıkamayarak sabit bir hayat ve kariyer sürdürdüklerine şahit olmuşsunuzdur. Oysa insan, çevresindeki fikir zenginliğiyle gelişir, farklı bakış açıları edinir, göremediklerini görür, bilmediklerini öğrenir. Bu sayede yönünü belirler, başarılarını artırır ve en önemlisi hep ileri gider.
İnsan üzerinden verdiğim bu örnek, geçmiş yıllarda pek çok şirket için de geçerliydi. Kalıplaşmış sorumlulukları benimseyerek, dışarıdan objektif, yaratıcı hiçbir fikir almadan faaliyetlerine devam eden şirketlerin yöneticileri, sorunların biliniyor olmasının onları çözmek için yeterli olduğu düşüncesindeydi.
Günümüzde ise fikir almaya direnmek, giderek geçmişin tozlu raflarında kalıyor. Tüm dünyada profesyonel bir bakış açısıyla ele alınan ve iş hayatında hızla yer bulan danışmanlık hizmetlerinin özü, belirli konularda uzmanlaşmış kişilerin fikirleriyle kişi ya da kurumlara yenilikçi bakış açıları kazandırabilmesine dayanıyor. Bugün kişisel danışmanlıktan tutun, şirketlere yönelik yönetici danışmanlığı, Ar-ge danışmanlığı, pazarlama danışmanlığı, yönetim danışmanlığı gibi pek çok konuda verilen danışmanlık hizmetleri oldukça değer görüyor.
Peki danışmanlık, sadece fikir vermekten mi ibarettir? Birçok insan bu yanılgıya düşebilir. Zira bu görev yeterince doğru tanımını bulmuş değil.
Mesleki çalışmalarımın yanında, sağlık sektöründeki uzun yıllara dayanan bilgi ve tecrübemle sağlık şirketlerine yönetici danışmanlığı ve İngiltere’de eğitim almak isteyenlere yönelik eğitim danışmanlığı veren bir akademisyenim. Bu yazı ile kendi danışmanlık görevlerimi sürdürürken benimsediğim yaklaşımlarla, danışmanlığın ne demek olduğuna dair bilgi vermek isterim:
Öncelikle şunu söylemeliyim ki; özü fikir vermeye dayansa da danışmanlık fikir vermenin çok daha ötesidir. Danışman, belirli konularda uzmanlaşmış olan ve bu yetkinliklerini hizmet verdiği kişilere aktararak, onların bulundukları yerden daha ileri gidebilmelerine katkı sağlayan kişidir. Bunun için bir danışmandan:
- Tarafsızlık ilkesine bağlı kalması,
- Danışanlarına bilgisini, deneyimini, araştırmalarını aktarması,
- İhtiyaçları tespit edebilmesi ve bunlara yönelik çözümler üretebilmesi,
- Yenilikçi ve farklı fikirler geliştirmesi,
- Kendisine danışanlara benzer sorunları kendi kendilerine nasıl çözebileceklerini öğretmesi,
- Çözümlerin nasıl uygulanacağı ile ilgili fikirler verebilmesi,
- Birlikte çalıştığı kişilerin yaratıcı fikirler geliştirebilmelerine ve potansiyellerini açığa çıkartabilmelerine destek vermesi beklenir.
Öte yandan, bütün bunlar da danışmanlık için tek başına yeterli değildir. Yukarıda saydığım özellikler bir danışmandan zaten beklenmelidir. Dolayısıyla bir danışmanın şirket içinde etkili olabilmesi, değişime ön ayak olabilmesi için:
- Liderlik yetkinliklerine,
- Empati ve etkin dinleme gücüne,
- Güçlü iletişim becerilerine,
- Sonuç odaklı çalışma prensibine,
- Ekip çalışması ruhuna da sahip olması gerekir.
Bana göre etkili ve başarılı bir danışmanlık, her şeyden önce, danışmanlık hizmeti verilen kişi ya da kurumları yeni bir şeyler yapmaya, bulundukları sabit yerden, düşünceden çıkmaya, harekete geçmeye ikna edebilmektir. Yine bu noktada kişilerle ortak bir karara hep birlikte varabilmek de çok önemlidir. Danışman, kendi karar ve düşüncelerini karşısındakilere ısrarla dikte eden değil, onlarla tartışarak en iyiye ulaşmaya katkı verendir. Bunun için de danışmanın faydalı olacağını düşündüğü yenilikçi fikirleri rasyonelleri ile ortaya koyabilmesi, kişilere göremediklerini gösterebilmesi ve birlikte çalıştığı kişileri motive edebilmesi gerekir ki, bu fikirler yeterince anlaşılabilsin ve benimsenebilsin.
Antik çağdan bu yana insanlar danışmanlık hizmetlerine başvurmaya devam ediyor. Günümüzde ise giderek daha profesyonel bir ivmeye doğru ilerliyor. Bu görev, henüz bir eğitim sonucunda edinilen meslek olmasa da kişilere ve kurumlara kattıkları görüldükçe, danışmanlık hizmetlerinin konu başlıkları da çoğalıyor. Bu anlamda yakın gelecekte yeni yeni danışmanlık alanlarının kişilerin ve kurumların hayatlarında yer bulacağını söyleyebiliriz.
Prof. Dr. Halil Coşkun


