COVID-19 pandemisi, dijital yetkinliklerimizi ve dijital dünyaya olan ilgimizi artırırken, Blockchain teknolojisinin önemi de bu süreçte daha fazla anlaşılmaya devam ediyor.
1990 yılında internetin keşfiyle birlikte ortaya çıkan Blockchain bugün, bankacılık, otomotiv, medya, telekomünikasyon, kamu gibi aklınıza gelebilecek pek çok sektördeki verilerin güvenli dijital bir ağ üzerine kaydedilmesini ve bu sayede şeffaf bir şekilde takip edilebilmesini sağlıyor.
Blockchain yazılım sistemi, adından da anlaşılacağı üzere, zincirleme şekilde birbirine bağlı bloklardan oluşuyor. Sonsuz uzunluktaki bir büyük zincirin halkaları olan bu bloklar, içlerindeki veriyi sonsuza dek saklıyor ve bu bilgilerin hiçbirinin değiştirilmesi mümkün değil. Yanlış ya da eksik olduğu düşünülen bilginin yerine yenisi eklenebiliyor ancak eski bilgi de sistemde kalmaya devam ediyor. Bu da sistemin ne kadar şeffaf ve güvenilir olduğunu gösteriyor.
Blockchain teknolojisinin günümüzdeki bilinirliliği en çok kripto paralar ile oldu. Hatta bu paralardan en fazla bilineni Bitcoin, adeta Blockchain’in simgesi gibi düşünüldü. Blockchain’in fayda sağladığı tüm sektörler göz önüne alındığında, Bitcoin ile özdeşleştirilmesi doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Zira Bitcoin ya da diğer kripto paralar, Blockchain teknolojisinin başarıyla kullanıldığı alanlardan sadece biridir.
Blockchain, neredeyse her gün bir güvenlik ihlaline maruz kalan sağlık sektörü için de büyük avantajlar sunuyor. Stanford Graduate School of Business ‘in Blockchain for Social Impact: Moving the hype” başlıklı araştırmalarının 2016-2017 yıllarındaki Blockchain girişimlerinin %25’inin sağlık sektörüne odaklandığını söylemesini sevindirici buluyorum.
Sağlık sektöründe benimsendikçe ve kullanıldıkça:
- Veri ihlallerinin engellenmesi
- Bilgisayarlı tomografi (BT), operasyon ve çalışan maliyetlerinde tasarruf,
- Sahte sağlık ürünlerinde azalma,
- Dolandırıcılıkların önüne geçilmesi gibi avantajlar sağlanabileceği öngörülüyor.
Öte yandan pandemi ile mücadele sürecinde de birçok blok zinciri çözümünün ortaya çıktığını gördük. Örneğin, Kanada’da yer alan bir blok zinciri şirketi olan VitalHub, DOCit ismini verdiği blokzinciri tabanlı bir COVID-19 elektronik tarama aracı kullandı.
Blockchain’in sağlık teknolojisinde en çok hangi alanlarda fayda sağladığına bakacak olursak:
- Hastaların sağlık kayıtları için kullanılan elektronik sağlık sistemlerinin her biri farklı veriler içeriyor. Bu durum, hekimlerin hastalarının tıbbi geçmişlerine ulaşabilmelerini zorlaştırıyor. Tıbbi kayıtların bütünlüğünü sağlamak için kurulacak bir blok zinciri ağı ile hasta verileri sonsuza dek korunabilmektedir.
- Stanford Graduate School of Business’in raporundaki bir başka detaya göre, ilaç tedarik zinciri, sağlık sektöründe en çok kullanılan blok zinciri uygulamasıdır. İlaç ve aşıların üreticiden son kullanıcıya kadar güvenli taşınması sürecinde bu teknoloji, gerçek zamanlı takip yeteneğine sahiptir.
- Sağlık sektöründeki bir diğer önemli sorun da piyasadaki sahte ilaçlardır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) bir tahminine göre, her yıl 700.000 ölüm, yalnızca sahte sıtma ve tüberküloz ilaçlarının kullanılması sonucu gerçekleşiyor. Blok zinciri teknolojisi işte bu konuda da öne çıkıyor. Bir ürüne ait tüm veriler, blok zincirinde güvenli bir şekilde saklanabildiğinden, kişiler kullanacakları ürünün kaynağını geriye doğru detaylıca izleyebiliyor.
Sonuç olarak, güvenlik, şeffaflık, gerçek zamanlı takip gibi önemli özellikleriyle Blockchain’in sağlık sektöründe giderek daha güçlü bir yer edineceği görülüyor. Bu beklentimizle birlikte, önümüzdeki süreçteki gelişmelerini merakla takip etmeye devam edeceğiz.


