Kurucusu olduğum MedCo Danışmanlık şirketinin sağlık danışmanlığı kısmında, iş birliği içinde çalıştığımız şirketlerden biri de ABD’de faaliyet gösteren bir yapay zekâ şirketi olan Vent Creativity.
Vent Creavity ağırlıklı olarak ortopedi tedavi alanında çalışıyor. Akciğer, diş, kalp sağlığı gibi tedavi alanlarına da hizmet veriyor. Geliştirdiği yazılım sistemiyle, CT ve MRI görüntülemelerinden 3 boyutlu ameliyat planını yapay zekâ ve büyük veri kullanarak hızlı ve makul fiyatlarla sağlıyor.
Türkiye’deki sağlık sektörüne değer katacak bu çalışmalarla ilgili Vent Creavity’nin CEO’su Gökçe Yıldırım ile bir araya geldik, sizlere bu önemli yapay zeka ile ilgili bilgi vermek istedik. Röportajımızı ilgiyle okuyacağınızı düşünüyorum.
Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
1981 yılında Ankara’da doğdum. Üniversite öğretmeni olan annem ve babam sayesinde eğitim ve bilgiye çok önem verilen bir ailede büyüdüm. Annemin, Birleşmiş Milletler’ de görev alarak Türkmenistan’a tayin olmasıyla, 13 yaşımda Türkmenistan’da, sonrasında da İngiltere Cambridge’de yatılı bir lisede okudum. Çocukluğum bilim ve mühendisliğe yönelik büyük bir ilgiyle ve hep bir buluş icat etme hayaliyle geçti.
ABD’de Vent Creativity isimli bir sağlık teknolojileri şirketinin kurucularından birisiniz. Şirketiniz hakkında bilgi verir misiniz? Ne zaman hangi hedefle kuruldu, faaliyet alanları nelerdir?
İnsan sağlığına yönelik karşılanmamış önemli bir ihtiyacı belirlediğimde, 2020 yılında Vent Creativity’i kurmaya karar verdim. Bu karşılanmamış ihtiyaç, CT ((Bilgisayarlı tomografi) ve MRI (Manyetik Rezonans Görüntüleme) gibi görüntüleme sistemlerinden kullanılabilir bir 3 boyutlu ameliyat planını hızlı (Normalde 6 saatten günlere kadar sürebiliyor) ve ucuz bir şekilde, her gün büyüyen ameliyat sayılarını karşılayabilecek şekilde sunmaktı. Bunun için yapay zekâ ve büyük veri kullanarak zamanı 15 dakikaya, fiyatları da en az onda bire düşürdük. Yapay zekâ teknolojisinden faydalanarak, her geçen gün hasta sayısı artan ortopedi ameliyatlarında hızlı hizmeti ve makul fiyatları sağlamaya yönelik, hekimler ve hastalara fayda sağlayacak bir yazılım sistemi geliştirdik.
Ekibimiz, dört mühendis ve iki iş danışmanından oluşuyor. Ayrıca dünyanın önde gelen hastanelerinden Hospital for Special Surgery’den iki ortopedi uzmanı ve bir radyoloji uzmanından aldığımız danışmanlıklarla yazılım sistemlerimizi geliştiriyoruz.
Şirketimizin bugünkü ana odağı, ortopedi tedavi alanındaki ameliyatlardır. Ancak:
- Akciğer,
- Diş,
- Kalp sağlığı gibi tedavi alanlarına katkı sağlamak için de iş birliği kurduğumuz şirketlerle farklı ameliyatlara yönelik çalışmalar sürdürüyoruz.
- Sahip olduğumuz patent ile vücudun her yerine ve hayvan sağlığına fayda sağlayacak çözümler geliştirebiliyoruz.
Geliştirdiğimiz yazılım sistemleri bugün, araştırma ve referans için sağlık şirketleri ve doktorlar tarafından kullanılıyor. 2022 yılının ortasında da FDA’ e (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onay başvurusunda bulunacağız. FDA onayını takiben sistemlerimiz ABD’de yapılan ameliyatlarda tam kullanıma geçmiş olacak.
Vent Creativity olarak, ortopedi ameliyatlarında kullanılan yazılım sistemlerinin her insanın farklı anatomisi, beklentisi, fiziksel aktiviteleri göz önüne alınarak kullanılmasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu noktada hedefimiz, doktorlarla koordineli şekilde çalışan bir yapay zekâ hizmeti sunmak. Bu yapay zekâ, farklı hasta tiplerindeki en başarılı ameliyatları aklında tutan, dolayısıyla doktorun muayene için kendisine gelen hastasına en uygun tedavi planını önerebilmesini sağlayan bir sistemdir.
Vent Creativity’nin kuruluşuna giden kariyer yolculuğunuzda hep sağlık alanında mı çalıştınız? Geçmişteki deneyimleriniz hakkında bilgi edinebilir miyiz?
Kariyer yolculuğum, 1999 yılından bu yana yaşadığım ABD’de endüstri mühendisi olarak robotik ve otomasyon alanında başladı. 2000 yılının başında Intuitive Da Vinci robotunu denedim ve bu bana büyük bir heyecan verdi. Bu medikal deneyimin hemen ardından, robotun üzerinde insan faktörleri araştırması yaptım.
Kısa bir süre sonra ise, artık bu konuya daha fazla odaklanmak istediğimden emindim. Bu kararlılıkla Columbia Üniversitesi Biyomedikal Bölümü’nde master yaptım.
Master programında aldığım biyomekanik eğitim sonrası:
- Yedi yıl boyunca NYU Langone Hastanesi’nin ortopedi bölümünde, ortopedik araştırma çalışmalarının öncülerinden biri olan Peter Walker’ın liderliğinde, Zimmer’in en çok kullanılan Persona, MAKO’nun şu anda kullanılan partial dizi ve Stryker’in malzeme bilimi konularında pek çok araştırma & geliştirme çalışması yürüttüm. Ayrıca bu dönemde kaleme aldığım yayınlanmış birçok makalem bulunuyor.
- NYU Langone Hastanesi’nden sonra, Pipeline adındaki bir şirkette çalışmaya başladım. Burada 3 boyutlu yazılımla yaratılmış ilk titanyum protezini geliştirdim. Bu sırada Stryker Firması, çalıştığım şirket olan Pipeline’ı ve MAKO’yu satın aldı. Bu yeni yapıda da 6 yıl boyunca doktorlarla yeni nesil ürünlere yönelik ve 3 boyutlu yazılımla geliştirilen kulaklıklar üzerinde çalıştım. Aynı zamanda da ortopedi ve farklı sektörlerde boşluk olarak gördüğüm, ameliyatları CT ve MRI üzerinden planlama alanına yöneldim.
- Kariyerimin tamamı sağlık teknolojileri üzerine olmasına rağmen, araştırma, geliştirme, düzenleme, kalite, pazarlama, yatırım gibi sağlık sektörü için önem taşıyan birçok alanda da deneyim elde ettim.
- 2017 yılında ise Columbia Üniversitesi İşletme bölümüne girdim. Bu okulda aldığım eğitim ve farklı alanlardaki girişimci arkadaşlarla konuşmalarımız ve kurduğumuz ilişkiler, beni bugünkü şirketimizi kurma fikrine götürdü.
Yapay zekânın sağlıkta edindiği konum sizce dünyada yeterli düzeyde mi? Sağlık sektöründeki yapay zekânın geleceği ile ilgili öngörüleriniz nelerdir?
Sağlık sektöründe yapay zekâ henüz istenilen konumda değil ancak ilerlemesi elbette ki mümkün. Bu sınırlı kullanımın pek çok nedeni var. Örneğin; sağlık sektöründe hastalardan, doktorlardan, hastanelerden elde edilen yoğun bilgilerin bir araya getirilip değerlendirilmesi ve sağlığa değer katacak hale getirilmesi henüz yeterince mümkün değil. Bu bilgileri NLP gibi yapay zekâlara verip cevaplarını alanlar oldu ancak araştırma seviyesinde kaldı. Bunun nedeni, yapay zekâ sisteminin, bulduğu bir sonucu nasıl bulduğunu ya da önerdiği bir fikri neden önerdiğini henüz doktora açıklayamıyor olması. Dolayısıyla, sağlık gibi hassas bir alanda, böylesi bir sistemden beklenen, bulduğu sonuca nasıl ulaşabildiğini de açıklayabilmesidir. Sistemin bulduğu sonuca güvenerek bir tedaviye başlamak, insan hayatında geri dönüşü olmayan riskler doğurabilir. FDA’de bu yüzden, bu şekilde çalışan yapay zekâlara zaten kullanım izni vermiyor.
Yapay zekâ ile sağlıkta bugün çoğunlukla yapılabilenler, normal koşullarda çok zaman alan işlerin süresini kısaltmak, hastanelerin iş yükünü azaltmak. Örneğin; pandemi döneminde akciğer Xray ya da CT’sini okuyup cevap veren sistemler kullanıldı ve sağlığa önemli fayda sağladı.
Bulduğu sonuçları, teşhisleri sentezleyip sunmasıyla, yapay zekâya duyulan güven artacak ve bu alanda mutlaka önemli bir ilerleme kazanılacak. Hatta yakın bir gelecekte, yapay zekâ kullanmayan bir doktor muayenehanesi eminim ki, hepimize çok garip ve yavaş gelecek. Ben nasıl ki sağlık robotları ile 20 yıl önce tanıştıysam, inanıyorum ki Z Kuşağı da bu alanı heyecanla sahiplenerek, pek çok araştırma ve geliştirme çalışması sunacak.
Vent Creativity de ne gibi çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz?
İstatistik ve makine öğrenimi çalışmalarımızla yoğunlukla ortopedi tedavi alanında çalışıyoruz. Bir örnek verecek olursam, farklı kemik yapılarındaki hastalar için ameliyat planı yapılabilmesine destek veriyoruz. Bir ameliyatta çivi ya da protezin en başarılı sonucu verebilmesi için tam olarak nereye yerleştirilmesi gerektiği ile ilgili yapay zekâ yardımıyla bilgi yaratıyor ve bu bilgileri hekimlere/kullanıcılara sunuyoruz. Böylece kullanıcılar, kendilerine sunulan bilgileri görüyor ve içlerinden hangisini kullanmak istediklerine karar veriyor.
Bizim alanımızda bu anlamda, genellikle edge detection denilen, cisimlerin kenarlarını bulmaya yönelik yapay zekâ sistemleri geliştiriliyor. Biz ise bu sistemin hep çok daha ötesini hedefledik. Nitekim yoğun araştırma çalışmalarımızla ve 4 ay gibi rekor sayılabilecek kısa bir zamanda aldığımız patent ile bugün objelerin arasında, birbirine çok yakın yerlerde çıkacak sorunları çözüyor ve kullanıcıya çok küçük cisimleri dahi gösteriyoruz. Aynı zamanda ameliyatta en iyi seçim olacağını düşündüğümüz versiyonları takip ediyor, bir sonraki ameliyatta gösteriyoruz ki, her kullanılan seçim daha iyi sonuç veren bir yolu gösterebilsin.
Sistemlerimiz, CT’den plan yapmaya giderken, 2-6 saat alan bir işi 15 dakikaya indiriyor. Bu hızlı sinir ağı tekniği, hem daha fazla hastaya yardımcı olunabilmesini sağlıyor, hem de ameliyathanede geçirilen zamanı kısaltıyor.
Son zamanlarda yaptığımız işlere, Hospital for Special Surgery’de başlatmak üzere olduğumuz bir çalışmayı örnek olarak vermek isterim. Bu araştırmamızla, doktorların ameliyatta otomatik kesim için kullandıkları aygıtları, doktorun istediği yere yerleştirecek parçalar dizayn ediyoruz ve bu parçaları bir gün içinde 3 boyutlu yazılımla plastik cerrahi ameliyatlarına uygun şekilde üretiyoruz. Yine, iki ayrı uluslararası şirketle yaptığımız bir anlaşma çerçevesinde, sahip oldukları robotlarına plan yaratabilmeleri için sistemimizi onların sistemlerine eklemeye başlayacağız. Bu noktada, B2B denilen şirketlere destek olacak bir çalışma grubumuz da bulunuyor.
Aynı zamanda akciğerlere yönelik geliştirdiğimiz sistemimizin yapay zekâsıyla, kanser, covid nedenli cisimler gibi durumların yerlerini tespit ederek, söz konusu bu sorunlu yere güvenli bir şekilde ulaşabilecek bir robot yönü buluyoruz. Yaptığımız bu iş, yakın zamanda bu konuda robot geliştirmek isteyen bir şirkete destek olacak.
Bütün bunların yanında, patentlerimiz ise farklı alanlara yönelik çalışmalar sürdürebiliyoruz. Yarattığımız obje yoğunluğu haritaları, doktorlar ve sağlık şirketleri için büyük fayda sağlıyor.
3 D görselleştirme, cerrahi planlama ve robotik cerrahi uygulamaları üzerine bir yapay zekâ teknolojisi patentine sahipsiniz. Bu patentin içeriğini ve sağlık alanına ne gibi değerler sunduğunu anlatır mısınız?
Çoğu sistem, CT ve MRI’dan gelen bilgiyi, insanların bakıp anlayabileceği bir fotoğraf olarak sunuyor. Yani çoğumuzun bildiği medikal görüntüler bunlar. Burada elde edilen bilgiyi görüntüye çevirmek, bir öngörü gerektiriyor.
Bizim bu noktada önemli bir farkımız ortaya çıkıyor! Yarattığımız teknolojimizle, öngörüsüz tahminler yapabilen bir yapay zekâ teknolojisi geliştirdik. Teknolojimizin avantajlarından bahsedecek olursam:
- Kişiye özel kesim parçaları yaratıyor.
- Doktor, hastanede/klinikte olmasına gerek olmadan, evindeki yazıcıyı kullanarak hastasının ameliyat alanını oluşturup üzerinde çalışabiliyor. Çünkü sistemimiz hem yazılım hem de Sanal Gerçeklik/Arttırılmış Gerçeklik ile yapılabilmesine fırsat tanıyor.
- Yoğunluk bilgilerini görüntülediğimiz için aynı zamanda müşterilerimizin kullanacağı protezleri de 3 boyutlu olarak modelleyip, onların yerleştirileceği yerlerde kemik yoğunluğunu, mesela bir çivinin yerleştirildiği yönde değişen kemik yapısını sunabiliyoruz. Bu yönler kullanıcı tarafından değiştirilebiliyor ve değişen yoğunluk anında gösteriliyor. Ayrıca yapay zekâmız, kullanıcının kriterlerine göre en verimli protez yerlerini de kendisi yaratabiliyor ve istenen kadar opsiyon yaratıyor. Mesela bir çivinin en iyi şekilde tutacağı beş yönü gösterip kullanıcıya secim hakkini verebiliyoruz.
- 5G’nin ilerlemesiyle çok yakında, doktorun navigasyon sistemiyle evinden ya da hastanesinden başka bir ameliyata katılabilmesini sağlayacak bir sistem de olacak.
Bütün bunları sağlayan teknolojiye yönelik patentimizi dediğim gibi 4 ay gibi kısa bir sürede aldık. Şimdi de yeni bir patent için daha başvuruda bulunduğumuz için heyecanlı ve mutluyuz.
Yeni patentimiz, navigasyon ve robot ile yapılan ameliyatlarda hastanın parçalara olan konumunu tanımaya yardımcı olacak. Böylece normal şartlarda zaman alan bu iş, 15 dakika gibi kısa bir süre içinde çözülmüş olacak.
Robotu ortadan kaldıran yazılım teknolojiniz cerrahlara ne gibi faydalar sunuyor?
Robotlar, navigasyon ve 3 boyutlu yazılım, bugün sağlık teknolojisindeki değişimi hızlandırmasının yanında, sağlığın daha pahalı olmasına neden oldu. Böyle olunca, robotlar ne yazık ki her yerde kolaylıkla kullanılamıyor.
Örneğin; birkaç doktor bir araya gelerek bir klinik açıyor ve ameliyatlarını burada yapıyor. Böyle bir klinikte ameliyat olmak hem hastaya daha az maliyet getiriyor hem de doktorlar için daha avantajlı oluyor. Ancak bu tip kliniklere hem hacim hem de finans açısından robot almak kolay değil. İş sadece robot alıp kliniğe koymakla da bitmiyor. Robotla birlikte gelen parçalar, ortopedide olduğu gibi robotun gerektirdiği kasalar, hastada kullanılacak protez gibi malzemeler lojistik açıdan sorun yaratabiliyor.
Teknolojik bir şirket olarak bizim geliştirdiğimiz sistem bizden önceki sistemleri yok edecek demiyoruz. Sağlığa yapılan her yatırımın çok büyük bir değeri var. Bizim amacımız, mevcut sistemlere destek vermek ve klinik tarzı ortamlarda, lojistik ve yüksek maliyet sorunu olmadan kaliteli ameliyat planları yapılabilmesini sağlamak. Örneğin, ameliyattan bir hafta önce hastanın CT’si çekilip bize gönderildiğinde, 15 dakikada ameliyat planını oluşturup doktora gösterebiliyoruz. Doktordan gelen onay sonrasında ise ameliyat için gereken parçayı 3 boyutlu yazılım için iki günde hazırlıyoruz. Bu noktada, gereken protez parçası tam olarak netleşmiş olduğundan, hemen sipariş ediliyor ve bir paket içinde hazırlanıyor. Böylece ekonomik ve verimli bir hizmet sağlanmış oluyor.
ABD’de faaliyet gösteren bir startup şirketin Türk CEO’su olarak, Türkiye’deki hekimler ve hastanelerle çalışmak yönünde girişimleriniz olacağını biliyoruz. Öncelikle bu size neler hissettiriyor ve Türk olmanızın Türkiye’deki sağlık çalışanları için avantajları olabilir mi?
Türkiye’de doğup büyüyen bir mühendis olarak, ülkemdeki sağlık çalışanlarına destek olacağım için heyecanlı ve gururluyum. Bunun ötesinde, kendisini bizim alanımızda geliştirmek isteyen Türk mühendis ve bilim insanlarının uluslararası kapıları açabilmeleri için de kendilerine destek olmak istiyorum. Bu noktada bilginin paylaşılması ve başka insanların gelişimi için de kullanılması benim için çok önemli ve değerli.
Vent Mühendislik, insan çeşitliliğine büyük önem veren bir organizasyon. Bu bakış açısıyla, şirketimizde kadın mühendisleri ön planda tutmak, farklı kültürlerden, farklı düşüncelerden insanlara yer vermek, yaratıcılığı teşvik etmek gibi yaklaşımlarla hareket ediyoruz. Bu yaklaşımlarımızı şimdi de Türk doktorlar ve bilim insanlarıyla ilerletmeyi amaçlıyoruz.
Türk olmam, Türkiye’deki sağlık sektörü ile çalışırken hem dil hem de kültürel açıdan her iki taraf için de avantaj olacaktır diye düşünüyorum. Mühendislerimizden birisi de zaten Türkiye yerleşik çalışıyor ve bize çok değerli bakış açıları sunuyor.
Öte yandan Türkiye’de destek verdiğimiz, önemli bir sivil toplum kuruluşu olan YGA (Young Guru Academy) ve YGA’nın ortaya çıkardığı WeWalk gibi şirketlerle, sosyal sorumluluk hedefli çalışmalar yapıyor olmak da bizi çok mutlu ediyor.
Vent Creativity olarak gelecekteki amacınızdan kısaca bahseder misiniz?
Vent Creativity olarak, halihazırda yürüttüğümüz çalışmaların yanında, cirosu yüksek büyük şirketlerden çok, insan sağlığını iyileştirmek konusunda fark yaratmak isteyen şirketlerle çalışmak istiyoruz.
Amacımız, sağlığa aynı bakış açısıyla bakabileceğimiz, teknolojide ilerlemek isteyen yeni şirketlerle bir araya gelmek ve birlikte iş birliği içinde büyüyerek, daha fazla insanın hayat kalitesini yükseltmek, yaşamını güzelleştirmek.


